On Bin Varlık: Kadın, Nüshu ve Dao’nun buluşma noktasında bir yolculuk

Gülsüm Postacı

Aslı Solakoğlu’nun iki genç kadının, aşkın, çoğalmanın, çabanın hikayesini anlattığı romanı ‘On Bin Varlık’, NotaBene Yayınları’ndan çıktı. Kitap için beş yıl kadar çalışan Solakoğlu, Nüshu ve Daoizm üzerinden baba baskısı altındaki kadınların özgürleşmesini, Dao’dan Kuir’e uzanan bir yolda düşünen kurmaca bir metin sunuyor.

Yazar yayımlanan kitabıyla ilgili şöyle bilgi veriyor: “Kitabın adında ve metnin hemen her yerinde geçen On Bin, yani Çince’de ‘her şey, tüm’ anlamında da kullanılan ve Daoist bir ifade olan, Kozmoz’daki her varlığı (tekil, çoğul, hiper, somut, soyut, kavramsal, canlı, cansız…) işaret eden 万事万物’dan geliyor. Kitaptaki Daoist yorumum, Kuir bir kapı aralayabilmek içindi. Buna özellikle çalıştım. Mümkün olasılıkların sonsuz devinimi, aşkın olmayan Bir’den türeyen, kapsayan, çoğalan, akan coşan ‘On Bin Varlık’ aslında biziz. Çaba ve arzuyla varlığına akacak yolaklar açan her şey olarak biz. Nüshu’nun kullanıldığı bölgede Ruist kurallar baskın olsa da Daoizm’in ve Budizm’in etkisi de var. Ama ben Daoizm’in iç içe geçerek, birbirini yok etmeden, varlıklarına alan açarak, ötekinin varlığını da tanıyarak çalışan ve böylelikle Kuir bir yorumu mümkün kılan ikili sistemi üzerinden düşünmeyi tercih ettim.”

Nüshu, Çince’de kelimenin tam anlamıyla “kadın yazısı” anlamına gelmektedir. Bugün dünyada sadece kadınlar tarafından tasarlanan ve kullanılan tek yazıdır. Çin’in Hunan eyaletinin Jiangyong ilçesindeki Xiao Nehri vadisinde, Han kültürü ve Yao folklorunun bir karışımının bulunduğu kırsal kesimdeki kadınlar arasında geliştirilmiştir. Nüshu karakterleri, kare Çince karakterlerden türetilmiş ve yerel lehçeye (Chengguan Tuhua) uyarlanmış eşkenar dörtgen bir varyanttır. Karakterler, noktalar ve üç çeşit vuruşla oluşturulur -yataylar, virgüller ve yaylar. Bu uzun harfler çok ince ve iplik benzeri çizgilerle yazılır.

Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde profesör olan Zhao Liming’e göre; Nüshu sadece bir senaryo değil, tipik bir Çin geleneksel kadın kültürünü temsil ediyor: “Kadınların hayatlarını daha keyifli hale getiren bir güneş ışını gibiydi. Bu, kadınların kendi sesleriyle konuşmalarına ve erkek şovenizmine karşı savaşmalarına izin veren bir güneş ışığı kültürüdür”.

Bir Nüshu uygulayıcısının bir keresinde dediği gibi, “Erkeklerin kendi yazıları, kitapları ve metinleri vardır; onlar onurlu insanlardır. Kendi senaryomuz, kitaplarımız ve metinlerimiz var; biz onurlu kadınlarız.”

NÜSHU’NUN KÖKENİ

On Bin Varlık, Aslı Solakoğlu, 104 syf., NotaBene Yayınları, 2023.

Nüshu’nun kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte, 19. yüzyılın ortalarına doğru ortaya çıktığı düşünülüyor. Geleneksel olarak, kadınlar arasında kuşaktan kuşağa aktarılmış ve öğretilmiştir. Kadınlar arasında özel bir iletişim aracı olarak geliştiği için genellikle erkekler tarafından anlaşılmazdı. Bu nedenle kadınlar arasında özel bir bağ kurmak ve kendi topluluklarını oluşturmak için kullanılmıştır. Ancak zamanla, bu yazı sistemi unutulmaya yüz tuttu ve 20. yüzyılın ortalarına kadar neredeyse tamamen yok oldu. Son zamanlarda ise kültürel mirasın korunması amacıyla çeşitli çabalarla yeniden canlandırılmaya çalışılıyor.

Aslı Solakoğlu, okurları ipliklerle dikilerek ciltlenmiş el yazısı defterlerde, mühürlü mektuplarda, nakışlarda, şarkılarda yaşayan kadınlarla tanıştırıyor. Düşünceyi, hayatı düzenleyen bir araç olarak dil… Kadınların kendiliklerini yeniden kurdukları bir alan olarak dostluk ve aşk. Bir’den çoğalıp devinen, ‘On Bin Varlık’a can veren Dao’nun evreninde kadınların neşesine engel olarak baba.

‘On Bin Varlık’; Çin’in güneyinde, Jiangyong’da kadınların yarattığı ve kullandığı, dünyada kadınlara ait tek yazı sistemi olan Nüshu aracılığı ile mektuplaşan, kız kardeşlik bağı ile mühürlenmiş arkadaşlıklarından güç alarak birbirlerini hayata katan iki genç kadının hikayesini anlatıyor.

“Çünkü neşe estetik bir güçtür.”

“Baba,
Aramayı yola sordum, buz kesti.
Dağ geçidi, meteor kuyusu.
Eriyor. Buzdağının görünmeyeni, dipte saçaklanır.
Aramayı şiire sordum, hırkanı yaktı.
Birazdan gün doğacak, çiğ düşecek.
Serin ve sıcak, ikisi çok. Bildiğin dil değil bu.
Sen uyu artık.
Ya da.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir