‘Ben zihne hayranlık besleyen biriyim’

Haber gorseli
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Kışın ‘Uzak Şehir’ çekimleri için Mardin, Midyat’ta. Şu sıralar dizi sezon arası vermişken İstanbul’da yeni projeleriyle ilgileniyor. Bu arayı fırsat bilerek buluşuyoruz. Ekrandaki gibi güler yüzlü ve sevimli. Bir bakışıyla da sert görünebilmeyi başarıyor. Komediye de drama da uygun bir hamuru var. Başlıyoruz muhabbete…

Seni ‘Sıfır Bir’le tanıdık. Asıl büyük patlamanı iki sene önce ‘Uzak Şehir’le yaptın…

Evet. ‘Sıfır Bir’de insanlar tarafından fark edilmeyi, ilgi görmeyi, kısacası ünlülük dediğimiz duyguyu biraz da olsa yaşamıştım. ‘Uzak Şehir’le beraber bunun sayısı elbette arttı. Yani o dönemlerden prova ettiğim bir duyguydu. Ama şimdi daha fazlasını ve yoğununu yaşıyorum.

Alıştın mı şöhrete, tanınmaya?

Alıştım sayılır. Gerçi bazı durumlarda da alışmamış olduğumu fark ediyorum. Bazen kendinle baş başa kaldığında, kafanda başka, canını sıkan şeyler olabiliyor. O sırada birileri seni tanıyor. O noktada arafta kalıyorum. Beni tanıyan kişiye onun tanıdığı yerden mi yaklaşmalıyım; ama içeride de başka bir duygu yaşıyorum, iki durum arasında gidip gelirken elimden geldiğince kimseyi kırmamaya, incitmemeye çalışıyorum.

Tanındıktan sonra hayatında temel bir değişiklik olmuş…

Ne gibi?

Sevgilin olmuş…

Doğru, yaklaşık 1,5 senedir hayatımda bir kadın var.

Siz Instagram’dan tanışmışsınız sanırım…

Evet, ama bu bilgi sana nereden geldi?

O kadar da olsun! O, İstanbul’da mıydı?

Hayır, ben Mardin’de çekimlerdeydim, o da İstanbul doğumlu ama İzmir’de yaşıyordu…

Seni ekranda, dizilerde mi görüp beğenmiş?

Yok. Mardin’de çok sosyalleşmiyorum. O sebeple iş ve otel arasında gidip gelirken sosyal medyada vakit geçirme sürem çok arttı. İkimizin de beğendiği ve takip ettiği bir sosyolog vardı. Onun gönderilerini ikimiz de beğeniyormuşuz. Ben o hesaptaki birkaç gönderinin altına yorum yaptım. O da yorumlarımı beğenenler arasındaydı.

 

‘ÇAPKIN DEĞİLİM’

Senin yorumlarını beğenen birçok kişi vardır bence ama sen o kişiden etkilenmişsin…

Aslında ilk dikkatimi çeken kendisi değildi; o sayfadaki yorumları oldu. Konulara yaklaşımı, yaptığı yorumlar ve kendini ifade etme şekli ilgimi çekti. ‘Kim acaba’ diye merak edip profiline baktım. Tabii ki fiziksel olarak da beğendim. Sonrasında birbirimizin paylaşımlarını beğenmeye başladık. O bir beğeni, ben bir beğeni, o bir beğeni, ben bir beğeni… En sonunda da ben “Artık tanışmasak mı” diye yazdım ve sohbetimiz böyle başladı.

Sen de çapkınmışsın…

Değilim. O an ne oldu bilmiyorum. Bir cesaret geldi. Normalde böyle konularda çok çekingenim. Duygularını belli etme, açıklama konusunda çok arkalarda duran biriyim. Önce karşıdan bir şeyler beklerim. Sanırım onun o sayfadaki yorumları bende bana karşı bir adım attı izlenimi oluşturdu ve öyle cesaret ettim.

Sosyal medyada fotoğrafların photoshop’lu olma riski de var. İlk görüşmeniz nasıl geçti?

Ben zaten zihne hayranlık besleyen biriyim. Bu yüzden beni en çok etkileyen şey konuşmalarımız ve olaylara yaklaşım biçimiydi. Fikirleri, bakış açısı ve karakteri sohbet ettikçe daha da dikkatimi çekti. Fotoğraflarındaki doğallık ve samimiyet de bu izlenimi destekledi. O yüzden ilk kez buluşacağımız zaman aklımda ‘Acaba sosyal medyadaki gibi biri mi’ gibi bir soru hiç olmadı.

Sapyoseksüel misin yani?

Öyle mi adı?

Evet…

Tamam, ben sapyoseksüelim. Bunu söyleyeyim, çekinmenin bir anlamı yok. Ben önce beyne âşık olan, ondan hoşlanan biriyim. Ama konuya dönersek… O dönem İzmir’de çalışıyordu. Ben oraya bir set arasında gittim ve yüz yüze tanıştık. Çünkü zihinsel olarak çok uzun süre sohbet etmiştik ve fiziksel görüşmek istedik. ‘Uzak Şehir’den arkadaşlarım Atakan (Özkaya), Alper (Çankaya) ve Ferit (Kaya) de biliyordu.

Sette coşku mu vardı?

Tabii ki… “Buradan kalktın İzmir’e gidiyorsun da kim bu” diyorlardı. Döndüm ve “Ben Sevilay’a âşık oldum” dedim. 1,5 yıldır da devam ediyor.

Mesafeler aşkı nasıl etkiliyor?

İzmir’de çalışıyordu, İstanbul’da işe girdi. Hayatımızı burada kuracağız. Ağustos sonuna doğru isteme ve nişan olacak.

 

‘EFENDİ, KENDİ HALİNDE BİR İNSAN EVLADIYIM’

◊ Sence günümüzde iyi oyunculuk mu yoksa iyi ambalajlanmak mı daha değer görüyor?

Ambalajlanmak şu an at başı önde. Ama iyi oyunculuğun, iyi performansın, iyi işçiliğin kazanacağını yürekten umuyorum. Ben vicdani olarak ambalaj meselesi önemli olsa da iyi işçilikle arasındaki makas açıklığının çok fazla olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ben jön değilim. Bir jön kişisi de benimle performans veriyor, ben de onunla. Onun yolu, skalası, durumu başka, benim başka. Ben niye kendi yaptığımı değersizleştireyim? O niye kendi yaptığını değersizleştirsin? Ya da neden benden daha çok değerli olduğunu düşünsün, hissetsin? Yani ben bunun eşit düzeyde olması gerektiğini düşünüyorum. Bunu da sağlayacak kişi önce kişinin kendisi, sonra bu sistemi yöneten kanal, yapımcı, reklamveren…

◊ Jön olmak ister miydin?

Bazen bunu düşünüyorum tabii. Ama benim için önemli olan ‘jön’ olarak anılmak değil, iyi hikâyelerin ve güçlü karakterlerin içinde yer alabilmek. Eğer canlandıracağım karakter beni heyecanlandırıyorsa, adı jön de olur, başka bir şey de olur; çok takılmıyorum. Oyunculukta kendimi tekrar etmektense her projede farklı bir tarafımı keşfetmeyi seviyorum. Bu yüzden beni asıl motive eden şey, yeni karakterler denemek ve kendime oyuncu olarak farklı alanlar açabilmek. Günün birinde yolum böyle bir rolle kesişirse de keyifle oynarım ama bunu kariyerimde özel bir hedef olarak görmüyorum.

◊ Peki, Burak’ı hiç tanımayan birine nasıl anlatırsın?

Efendi, kendi halinde bir insan evladı derim.

◊ Kendinde bir şey değiştirecek olsan neyi değiştirmek isterdin?

Jön olma meselesi yüzünden değil ama sağlık için bir süredir zayıflamaya, kilo vermeye, en azından belli bir kilonun altına düşmeye çalışıyorum. Bununla ilgili irademi değiştirmek isterdim. Yine o denemelerden birindeyim şu dönemde. Umarım başarırım.

 

‘İÇERİDEN DE BESLENDİĞİM BİR KARAKTER KADİR’

◊ Kanal D’de yayımlanan ‘Uzak Şehir’ çok sevildi. Sence neden bu kadar sevdik?

Samimiyetle yapılan iş seyircide karşılığını buluyor. İzleyicinin belli ki böyle bir samimiyete ihtiyacı varmış, bunu kabul edip sahiplendiler.

◊ Canlandırdığın Kadir karakterini iki senedir ekrandan tanıyoruz. Sen onu nasıl anlatırsın?

Sert, sempatik… Başlarda Cihan karakterine hayranlık, sempati besleyen, onu çok seven, o konakta büyümüş ve sert mizaçlı bir tipti. Sonra karakterlerin daha özellerine girilmeye başlandığında Kadir’in sempatik tarafları da ortaya çıktı. Ben de yine o sertliği koruyarak sempatiklik üzerine yoğunlaştım.

◊ Sen sert mi yoksa sempatik biri misin?

İkisi de var bende. Aslında biraz içeriden de beslendiğim bir karakter Kadir, çok da benden uzak değil. Benden uzak olan şeyi, çözümlere yaklaşım biçimi ama temel mekanizması benimle neredeyse aynı.

◊ Kadir, Albora ailesinin sağ kolu. Kendini çalıştığı aileye adamış bir karakter. Sen kendini bir iş için bu kadar adar mıydın?

Ben sahipleniciyim; sevdiklerimi, dostlarımı, ailemi sahiplenirim. Sanırım ileride bir gün çocuk sahibi olursam bu duygum daha da artacak diye düşünüyorum. Çünkü bunun temelindeki o kıvılcım bende var.

◊ Yeni projelerin var mı?

Evet, ‘G.O.R.A.’ dizisinin çekimlerindeyiz. Yıllardır çok sevilen ve benim de büyük bir keyifle takip ettiğim bir serinin evrenine dahil oldum. Eğlenceli bir karakteri canlandırıyorum.  Çalışma ortamımız da çok keyifli.

◊ Bundan sonrası için hayallerin neler?

Televizyon dizileri özelinde bugüne kadar oynadığım tatlı, sempatik karakterler dışında başka ruhlarla işimi yapmak; performansımı, yeteneklerimi sergilemeyi hayal ediyorum. Televizyon dizileri dışında ‘art house’ sinemayla da buluşmak istiyorum.

 

‘HAYAT MATEMATİĞİNDEN HOŞLANIYORUM’

◊ Tiyatro da dahil, 13 yıldır oyunculuk yapıyorsun. Bu işi neden seviyorsun?

Çocukluğumda kendini ifade etmekte zorlanan, daha çok arka sıralarda duran, utangaç ve içine kapanık bir çocuktum. Sonrasında oyunculuk ve tiyatroyla tanıştım. Kendimi ifade etmenin farklı yolları olduğunu keşfetmek, bambaşka karakterlere hayat vermek ve onların ruh dünyasını anlamaya çalışmak beni inanılmaz besledi. Aslında oyunculuk sayesinde sadece farklı hayatları deneyimlemedim, kendi duygularımı da daha doğru tanımayı ve ifade etmeyi öğrendim. Bu yüzden bu meslek benim için sadece bir iş değil, aynı zamanda kendimi keşfetme ve geliştirme yolculuğu.

◊ Seni oyunculuk sektöründe en yoran şey ne oldu?

Belirsizlik. Maalesef bu işimizin parametrelerinden biri. Bizim elimizde olmayan durumlar cereyan edebiliyor. Sadece buna hâlâ alışamadım. Çünkü ben düzenden ve hayat matematiğinden hoşlanıyorum. Mesela az sonra fotoğraf çekimi olacak. Yanımda eşyalar getirdim. Onları masanın üzerine, buradan çıkarken rahat alabileceğim şekilde dizdim. Biraz obsesyon da var.

◊ Nasıl takıntıların var?

Önceden bulunduğum ortamdaki her şeyi düzenlerdim. Şimdi bunu sadece kendi yaşam alanıma indirgedim. Artık başkasınınkine karışmıyorum.

 

‘SEÇİLMEDİĞİME ÜZÜLMEDİM, BUNLAR İŞİMİZİN DOĞAL BİR PARÇASI’

◊ Alışılmış belirli fiziksel kalıplar var. Kadın oyuncular estetik yaptırabiliyor, erkekler spor salonlarından çıkmıyor. Sen bu alışılmış kalıpların dışında bir oyuncu profilisin. Rol seçmelerine katıldığında hiç zorlandığın, mobbing’e uğradın oldu mu?

Hiç ayrımcılığa maruz kalmadım. Çünkü ben neredeyse hep bu formlardaydım. Bu formlarda olduğum için bu formumu yansıtabileceğim rollerle başlamıştım. Yaşadığım şey bazen yaş durumu olabiliyordu.

◊ Ne gibi?

Birkaç sene önce bununla ilgili bir deneyimim olmuştu. Çok beğendiğim ve bana da uygun olduğunu düşündüğüm bir rol vardı. Ancak yönetmenin ve senaryonun dünyasında karakterin biraz daha büyük yaşta görünmesi gerekiyordu. Bu yüzden o proje gerçekleşmedi. Açıkçası buna hiç üzülmedim. Çünkü bunlar mesleğimizin doğal bir parçası. Yine de bununla ilgili fikrimi merak ediyorsan söyleyebilirim.

◊ Tabii…

Özellikle reklamlarda ve anaakım projelerde zaman zaman fiziksel özellikler, yaş ya da görünüm gibi kriterler daha belirleyici olabiliyor. Bu tamamen projenin ihtiyacına göre değişen bir durum. Günün sonunda her rolün ve her karakterin kendine ait bir dünyası var. Oyuncu olarak bizim görevimiz de o dünyaya en doğru şekilde uyum sağlayabildiğimiz projelerde yer almak.

yok

Author: Onur Şahin